12 Şubat 2014 Çarşamba

Cemal Süreya için...

Yıllar önce Orhan Veli için sahnelenmiş bir oyun izlemiştim. Müşfik Kenter muhteşem bir performansla beni sahneye kilitlemişti. Orhan Veli başucu şairimdir, bu yüzden olabilir miydi acaba. Tek kişilik oyun ne zor demiştim çıkınca. Şiir nasıl sahnelenir ki demiştim girmeden önce. Şimdi yıllar sonra Cemal Süreya için sahnelenen "Üstü Kalsın"ı izledikten sonra diyorum ki; bunu yapmak aslında çok keyifli bir şey. Çok yaratıcı bir iş. Bir şairi ve şiirlerini sahnelemek çetin bir iş. Öncelikle yürekli davranışlarından dolayı Hakan Gerçek ve bütün ekibi kutluyorum ve teşekkür ediyorum. 

Oyunu izlerken ve şiirleri bir yandan hatırlarken ben olsam şöyle seslendirirdim, böyle yapardım dedim oturduğum yerde. İyi bir izleyici miyim neyim:))

Bir şiiri okumak ta en az yazmak kadar keyifli bir iştir. Belki de yazmak kadar üretici sanırım.

Oyunun müzikleri Bora Ebeoğlu-Oya Küçümen ikilisine ait. İkisi de özlediğim müzisyenlerdir. Birlikte çok iyi işler yapmış, birbirlerine ve dinleyiciye iyi gelmiş insanlardır. Geçen yıllara bakarak artık geri çekilmiş olduklarını görüyorum ve üzülüyorum. Umarım yanlış biliyorumdur.

Jazz altyapısıyla müziklemişler oyunu. İyi bir şiirin içinde zaten iyi bir müzik ve dolayısıyla ritm de vardır mutlaka. Kendi haline bırakırsan hareket kendiliğinden çıkar ortaya.



Cemal Süreya şiirlerinin bazıları adı olmayan bir kadına hitaben yazılmış gibidirler. Kadını ve cinselliğini anlatan çok şiiri vardır. Dolayısıyla sahnede ve sahnelenişte buna dair bir vurgu, bir iz görmek isterdim. "Üstü kalsın" dekorları, ışık ve sahnelemesi açısından oldukça maskülen bir oyundu diyebilirim. Kadın oyuncu, cinsiyetsiz gibiydi. Kostümü, tavırları, okuyuşu, duruşu ve hatta bakışı hiç te şiirlerde anlatılan kadına benzemiyordu.

Tiyatromuz, oyunlarımız, şiirimiz, şairlerimiz, kelimelerimiz eksilmesin hayatımızdan. İyi ki varsınız hepiniz.




Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.