“Kurban Bayramı çocuğa nasıl anlatılır” diye bir konu açmış bir gazete. Sağolsunlar konunun uzmanı bir hekim de bulup tavsiyeleri sıralamışlar.
Aynı senin gibi korkuları, sevinçleri, hayalkırıklığı, neşesi, hüznü olan…
Aynı senin gibi uykusu gelen, kıvrılıp bir köşede uyuyan, gerinerek uyanan, karnı acıkan, küsen, ağlayan…
Gözlerinizin tam da içine sevgiyle bakan masum bir çift gözü olan, çocuğunuz kadar küçük, çaresiz ve güçsüz bir canlıyı, senin bayramındır diye keserek öldürmenin nesini anlatacaksın bir çocuğa.
Bana kimse anlatamamıştı mesela. Sonunda da "günahtır ağlama" deyip kestirip atmışlardı. Çocukluğumda kesilerek öldürülen her kurbanın gözleri vardır baktığım her hayvanın gözünde hala.
Nesi bayramdır bunun o da ayrı konu? Üstelik kimse kimseyle birşey paylaşmıyorken artık. Herkes kendi katliamını kendi evlerinde buzdolaplarıyla paylaşarak yaşamaktayken.
Kimse bana anlatmaya çalışmasın; sokaklarda, eli satırlı katilinden kaçmaya çalışan zavallı çaresiz bir hayvanın din adına kesileceğini.
Kimse bana anlatmaya kalkmasın kaçtığı için boynundan önce ayakları kesilen zavallı çaresizin din adına kesileceğini,
Kimse bana anlatmaya kalkmasın, kamyonun arkasında bağlanmış sırasını beklerken, kendinden bir önceki talihsizi seyrettiği için sarsıla sarsıla titreyen koskoca bir ineğin din adına kesileceğini,
Kimse bana anlatmaya kalkmasın toplumsal paylaşım, fakir fukara, İslam medeniyeti zırvalarını,
Kimse bana anlatmaya kalkmasın sokaklarda oluk oluk akan kanın nedenini,
SUSUN!
Her vahşet başka vahşetleri doğurur. Her uzlaşının, kabullenişin altında bir suç vardır.
Örneğin;
Kimse bana sormasın bizim ülkemizde herkes neden birbirini kesiyor diye,
Sorsan "besmeleyle kestim ama" diyor kardeş katili bile...
Kimse bana sormasın çocuğa, kadına, kediye, köpeğe bunca şiddet neden çığrından çıktı diye,
Daha çocukken bu vahşeti görmeye alıştırıldığımız, inandırıldığımız, koşullandığımız, uzlaştırıldığımız için olmasın.
Herkes birbirini besmeleyle keser oldu bu ülkede.
Neden acaba?
Aynı senin gibi korkuları, sevinçleri, hayalkırıklığı, neşesi, hüznü olan…
Aynı senin gibi uykusu gelen, kıvrılıp bir köşede uyuyan, gerinerek uyanan, karnı acıkan, küsen, ağlayan…
Gözlerinizin tam da içine sevgiyle bakan masum bir çift gözü olan, çocuğunuz kadar küçük, çaresiz ve güçsüz bir canlıyı, senin bayramındır diye keserek öldürmenin nesini anlatacaksın bir çocuğa.
Bana kimse anlatamamıştı mesela. Sonunda da "günahtır ağlama" deyip kestirip atmışlardı. Çocukluğumda kesilerek öldürülen her kurbanın gözleri vardır baktığım her hayvanın gözünde hala.
Nesi bayramdır bunun o da ayrı konu? Üstelik kimse kimseyle birşey paylaşmıyorken artık. Herkes kendi katliamını kendi evlerinde buzdolaplarıyla paylaşarak yaşamaktayken.
Kimse bana anlatmaya çalışmasın; sokaklarda, eli satırlı katilinden kaçmaya çalışan zavallı çaresiz bir hayvanın din adına kesileceğini.
Kimse bana anlatmaya kalkmasın kaçtığı için boynundan önce ayakları kesilen zavallı çaresizin din adına kesileceğini,
Kimse bana anlatmaya kalkmasın, kamyonun arkasında bağlanmış sırasını beklerken, kendinden bir önceki talihsizi seyrettiği için sarsıla sarsıla titreyen koskoca bir ineğin din adına kesileceğini,
Kimse bana anlatmaya kalkmasın toplumsal paylaşım, fakir fukara, İslam medeniyeti zırvalarını,
Kimse bana anlatmaya kalkmasın sokaklarda oluk oluk akan kanın nedenini,
SUSUN!
Her vahşet başka vahşetleri doğurur. Her uzlaşının, kabullenişin altında bir suç vardır.
Örneğin;
Kimse bana sormasın bizim ülkemizde herkes neden birbirini kesiyor diye,
Sorsan "besmeleyle kestim ama" diyor kardeş katili bile...
Kimse bana sormasın çocuğa, kadına, kediye, köpeğe bunca şiddet neden çığrından çıktı diye,
Daha çocukken bu vahşeti görmeye alıştırıldığımız, inandırıldığımız, koşullandığımız, uzlaştırıldığımız için olmasın.
Herkes birbirini besmeleyle keser oldu bu ülkede.
Neden acaba?
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.