8 Şubat 2015 Pazar
Osmanlıca ve Türkçe
Osmanlı arşivlerini okuyacak nitelikli insan olmadığından yıllardır şikayet edildiği bilinir. Esasen 1923 ve özellikle harf devriminin yapıldığı tarihten önceki kayıtların deşifre edilmesinin önemi herkesçe malum. Bu kayıtları deşifre edebilecek nitelikte personele acilen ihtiyacımız var.
Ancak sorun şu ki; Arapça'yı liselerde haftada 2 saat öğretmekle bu "nitelikli personel"i edinmiş olacak mıyız? Bu nitelikte bir personel aslında üniversite seviyesinde bile zor yetişiyor. Zannedildiği gibi kolay bir iş değildir arşivde belge çözümlemek. Zaten bu çözümlemeyi hakkıyla yapabilmek için Arapça bilmek yetmez, ciddi bir tarih ve coğrafya bilgisi de gereklidir.
Yıl 2015. Özellikle Ermeni ve Kürt meselesi yüzünden arşivlere dönüş elzem hale gelmiş durumda. Bu yıl Ermenilerin nisan ayında dünyayı provoke edecekleri beklenen bir olay. Hazırlıklı olmalıyız.
Ama sanıyorsunuz ki hükümetin Arapça ve Osmanlıca dayatması bunun gibi hassasiyetler yüzünden. Durumun böyle masum olmadığını söylemeliyim. Ayrıca bu konuda hükümetin herhangi bir hassasiyeti ve hazırlığı olmadığı da aşikar. Çünkü öyle olsaydı lisans ve üstü düzeyde eğitim ve akademik düzeyde araştırmalara destek vermesi beklenirdi. Bu türlü çalışmalar ve teşvikin olmadığı biliniyor. Onun yerine çoluk çocuğa zorla Arapça öğretmeyi seçiyorlar.
Ayrıca Ermeni ve Kürt meselesine dünya kamuoyu nezdinde etkin cevaplar verilemiyorsa bunun nedenini Arapça veya Osmanlıca bilmemekle açıklamak safdilliktir, hainliktir. KARŞI SÖYLEMLERİN SAHİPLERİ BİR BİLDİKLERİ OLDUĞUNDAN DEĞİL, SESLERİ YÜKSEK ÇIKTIĞI İÇİN ÜSTÜN DURUMDALAR. Hükümet nezdinde etkili politikalar ve yaptırımlarla bu söylemlerin, insanların ve ülkelerin üzerine gidilmediği için "suçlu" konumundayız. Bu da ayrı bir gündem elbette. Dönelim asıl konumuza...
Türkçe gibi öğrenilmesi, yazılıp okunması - görece- kolay bir dili bile düzgün kullanamayan, öğrenemeyen bir yeniyetmeye sen kalkıp Arapça öğrenmeyi neden dayatırsın akıl alır gibi değil. Ayrıca kız okullarına dönüşü başlatmak için "insanlarımız karma eğitime seçenek arıyor" ya da "kız çocuklarını okula göndermek istemiyorlardı" gibi bahaneler üretip "seçenek sunduk işte" diyerek konuyu kapatabiliyorsunuz da... Osmanlıcayı ve din dersini ne diye ZORUNLU yapıyorsunuz? Orada da seçenek sunun halkınıza. İsteğe bağlı yapın.
Niyetin başka olduğu malumunuz. Milli eğitim de -de- işlerin iyi gitmediği ortada. Dayatmaların iyi niyetli olmadığı kuşkusuz. Şeriat düzeni ve İslam Devleti istedikleri apaçık.
Bir toplumu kökten değiştirmek için ilk ve öncelikle müdahale edilecek alanın eğitim olduğunun farkındalar. Ancak yaptıkları toplum mühendisliğinin sonucunda, ülkenin en fazla bir kaç yıl sonra bugünün Afganistan'ı, Nijerya'sı, İran'ından daha vahim durumda olacağı açık. Yetiştirdikleri dindar nesil, içine nüfuz ettikleri hukuku, polisi, yargıyı teslim aldı bile. Sırada ordu var.
Emin olun böyle giderse, onların bile düşündüklerinden karanlık günler bekliyor bizi.
Kaydol:
Kayıt Yorumları
(
Atom
)

Hiç yorum yok :
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.