8 Şubat 2015 Pazar

Türkiye Bir İslam Devleti midir?



Türkiye, yaklaşan savaşla, sınırlarımızdan akın eden Kürtlerle, o Kürtlerle bir olup askerimizi taşlayan miletinvekilleriyle ve IŞİD, CIA, AMERİKA, PKK ile boğuşurken... sn Bülent ARINÇ ansızın çıkıp önemli bir açıklama yaptı. Ve üniversitelerden sonra liselerde ve hatta ortaokullarda da tesettür serbest bırakıldı.

O karmaşık gündemin içinde fazla üzerinde durulmayacağı hesaplandı sanırım. Bir başka deyişle "arada kaynar" diye uman hükümet, saman altından su yürüttü yine. Başbakan ve Cumhurbaşkanı bu yoğun gündemin içinde ne ara bunları konuşup karar aldılar. Yoksa Bülent Arınç kendi kendine mi tamim verdi Milli Eğitim Bakanı'na bilemedik.

Esasen 4+4+4 sisteminde ısrar etmelerinin sonucunun, 9 yaşında örtünmeye varacağı belliydi. Yıllardır hedeflenen buydu. Dayatmanın tek nedeni de buydu. Çünkü 9 yaş, İslamiyetin kadına "örtün" dediği yaştır. Ama bu elbette o yaşta birinin kendi iradesi ile olamayacağı için "bir irade"nin bunu dayatması gerekliydi. Ne hikmetse bu irade her şekilde ERKEK oluyor.

9 yaşında bir insanın kendi seçimlerini yapabilmesi mümkün değildir. 18 yaşın altında olduğu için çocuktur henüz. Başka deyişle "aklı başında" değildir. Fakat İslamiyet diyorsa akan sular duruyor.

Zaten islamiyet 9 yaşında bir "kadın"ın evlenmesini de mübah görür. Yani makul görür, izin verir. Bu durumda 9 yaşındaki kızını kapatan o baba, o kızı evlendirebilir de. Bir ülkedeki hukuk şeriatsa o ülke artık kadınların cehennemidir. 

Türkiye islami kurallarla yönetilecekse, 9 yaşındaki evlilikleri de kabul edecek demektir. Diyeceksiniz ki ülke bunun örnekleriyle dolu zaten. Ülkenin doğusu 3.dünya ülkesi görünümünde bu açıdan. Artık görmezden gelindiği bilinen bir gerçek.

Boko Haram'a ve Taliban'a hayret ederken biz de onlara mı benzeyeceğiz şimdi?

Bir insan 18 yaşından sonra örtünürse örtünür, kimse karışamaz. Üniversitelerde tesettürün serbest bırakılmasının mantıklı bir açıklaması olabilir. Ancak "hizmet verenler örtünemez" koşuluyla kabul edilebilir. Çünkü onlar laik bir devletin temsilcileridir. Ancak 18 yaş altı için tesettür, resmen kişisel özgürlüğün ihlalidir. Devlet alenen bunu teşvik ederek ve dayatarak, o babanın yaptığı suçun daha büyüğünü işlemektedir.

Bu olanları destekleyerek "özgürlüktür" diye bağıran Ey Soros aydınları, Amerikan maaşlı gazeteciler; mutlu musunuz şimdi gelinen noktadan?

İslam toplumlarının tüm dünyada geldiği sapkın nokta ortada. Biz bu yobazlardan kurtulabilmek için ne bedeller ödedik yıllarca. Şimdi biri çıkıp buyurdu diye 90 yıl geri mi döneceğiz? Şehit öğretmenimiz Kubilay boşuna mı ölmüştü? ASLA!

Türkiye'yi İslam devleti mi yapacaksınız? Hesap bu mudur? Kadınları eve kapatmak ve erkeğin evdeki hizmetçisi, kölesi yapmak mı?

Yazıklar olsun!

Neden susmaktadır halk? Bu derin suskunluk yokoluşa gider görmez misiniz?






Osmanlıca ve Türkçe



Osmanlı arşivlerini okuyacak nitelikli insan olmadığından yıllardır şikayet edildiği bilinir. Esasen 1923 ve özellikle harf devriminin yapıldığı tarihten önceki kayıtların deşifre edilmesinin önemi herkesçe malum. Bu kayıtları deşifre edebilecek nitelikte personele acilen ihtiyacımız var.

Ancak sorun şu ki; Arapça'yı liselerde haftada 2 saat öğretmekle bu "nitelikli personel"i edinmiş olacak mıyız? Bu nitelikte bir personel aslında üniversite seviyesinde bile zor yetişiyor. Zannedildiği gibi kolay bir iş değildir arşivde belge çözümlemek. Zaten bu çözümlemeyi hakkıyla yapabilmek için Arapça bilmek yetmez, ciddi bir tarih ve coğrafya bilgisi de gereklidir.

Yıl 2015. Özellikle Ermeni ve Kürt meselesi yüzünden arşivlere dönüş elzem hale gelmiş durumda. Bu yıl Ermenilerin nisan ayında dünyayı provoke edecekleri beklenen bir olay. Hazırlıklı olmalıyız.

Ama sanıyorsunuz ki hükümetin Arapça ve Osmanlıca dayatması bunun gibi hassasiyetler yüzünden. Durumun böyle masum olmadığını söylemeliyim. Ayrıca bu konuda hükümetin herhangi bir hassasiyeti ve hazırlığı olmadığı da aşikar. Çünkü öyle olsaydı lisans ve üstü düzeyde eğitim ve akademik düzeyde araştırmalara destek vermesi beklenirdi. Bu türlü çalışmalar ve teşvikin olmadığı biliniyor. Onun yerine çoluk çocuğa zorla Arapça öğretmeyi seçiyorlar.

Ayrıca Ermeni ve Kürt meselesine dünya kamuoyu nezdinde etkin cevaplar verilemiyorsa bunun nedenini Arapça veya Osmanlıca bilmemekle açıklamak safdilliktir, hainliktir. KARŞI SÖYLEMLERİN SAHİPLERİ BİR BİLDİKLERİ OLDUĞUNDAN DEĞİL, SESLERİ YÜKSEK ÇIKTIĞI İÇİN ÜSTÜN DURUMDALAR. Hükümet nezdinde etkili politikalar ve yaptırımlarla bu söylemlerin, insanların ve ülkelerin üzerine gidilmediği için "suçlu" konumundayız. Bu da ayrı bir gündem elbette. Dönelim asıl konumuza...

Türkçe gibi öğrenilmesi, yazılıp okunması - görece- kolay bir dili bile düzgün kullanamayan, öğrenemeyen bir yeniyetmeye sen kalkıp Arapça öğrenmeyi neden dayatırsın akıl alır gibi değil. Ayrıca kız okullarına dönüşü başlatmak için "insanlarımız karma eğitime seçenek arıyor" ya da "kız çocuklarını okula göndermek istemiyorlardı" gibi bahaneler üretip "seçenek sunduk işte" diyerek konuyu kapatabiliyorsunuz da... Osmanlıcayı ve din dersini ne diye ZORUNLU yapıyorsunuz? Orada da seçenek sunun halkınıza. İsteğe bağlı yapın.

Niyetin başka olduğu malumunuz. Milli eğitim de -de- işlerin iyi gitmediği ortada. Dayatmaların iyi niyetli olmadığı kuşkusuz. Şeriat düzeni ve İslam Devleti istedikleri apaçık.

Bir toplumu kökten değiştirmek için ilk ve öncelikle müdahale edilecek alanın eğitim olduğunun farkındalar. Ancak yaptıkları toplum mühendisliğinin sonucunda, ülkenin en fazla bir kaç yıl sonra bugünün Afganistan'ı, Nijerya'sı, İran'ından daha vahim durumda olacağı açık. Yetiştirdikleri dindar nesil, içine nüfuz ettikleri hukuku, polisi, yargıyı teslim aldı bile. Sırada ordu var.

Emin olun böyle giderse, onların bile düşündüklerinden karanlık günler bekliyor bizi.