Öyle çok şey var ki söylenecek, hangi birini diyeyim çaresizliği biraz bu durum. Diğer bir yanı da söylesen ne fayda durumu. "Bunlar olağan şeyler" diyebilen insanlara o kelimeler ne yapsın?
Bir şirketi paravan yapıp perde arkasından yönlendiren ve madenden kazanılmış çuvallar dolusu parayı nerede istifleyeceğini bilemeyen bir hükümetimiz varmış bizim.
O hükümet ki olayın üstünü kapatmak için ilk gün "ölüm madencinin kaderidir" ve "İngiltere'de de 1862 de madenciler ölmüştü ne var bunda" diyebilmiş bir Başbakana sahiptir.
Hükümetten de, şirketten de istifa edebilen, ortaya çıkıp "biz suçluyuz, özür diliyoruz" diyebilen kimse olmayışına mı yanayım,
Din adamlarını acılı Soma ahalisine telkinle görevli gönderip "hükümete isyan etmek günahtır" dedirten söylemlerine mi kızayım,
Bir madenciye "bu ülkenin başbakanını yuhalarsan işte böyle tokadı yersin" diyen Başbakana mı yazıklanayım,
Öfkesinden ancak Başbakanın arabasını tekmeleyen madenciye, 2 kişi tarafından derdest edilip yere bastırılmışken başına tekmeler atan müşavire mi şaşırayım,
Yoksa yoksa; o tokadı ve tekmeyi yiyen, madenden oğlu-kardeşi kömürleşmiş çıkan, canını yanmaktan zor kurtaran o madencilerin ve kadınlarının hala daha "Allah Başbakanımızı da Hükümetimizi de başımızdan eksik etmesin" diyebilmelerine mi vahlanayım. 2 kilo erzak mı bunu söyleten, korku mu bilmiyorum.
Yerin 2 km altında aç, sefil, yılda 365 gün durmadan çalışan o madenciler, 4-5 boynu bükük çocuk yapacaklarına, keşke tek bir çocuk yapsalar ama onları onurlu olmayı, dik durmayı öğreterek büyütselerdi. Belki bu aşağılık sömürü düzenine dur diyebilecek nesiller yetişirdi o topraklarda.
Başbakanın, şirket yetkililerinin ve ulemanın bütün can yakan söylediklerinin üzerine ben diyorum ki; bu eziklik, bu biat kültürü, bu zavallılık, bu "başka çarem yok" söylemi Soma faciasından aklımda kalacak en akılalmaz, en can yakan anı olacaktır.
Yanarım yanarım da işte bu kafaya yanarım ben. YAZIKLAR OLSUN.
ve bu fotograf için...
işte böyle birileri ölümüne çalışır, birileri onları sadece seyreder... çalışan bazen zavallı sıska bir at olur, bazen madenci,
seyreden ise bazen madenci olur, bazen patron.
YIKILASI DÜZEN BUDUR İŞTE !