25 Mayıs 2014 Pazar

Soma...öyle işte...

Soma'yla ilgili uzun süre birşeyler yazasım olmadı. Neresinden tutsan elinde kalır ya bazen bazı şeyler, bu da onlardan biri işte.

Öyle çok şey var ki söylenecek, hangi birini diyeyim çaresizliği biraz bu durum. Diğer bir yanı da söylesen ne fayda durumu. "Bunlar olağan şeyler" diyebilen insanlara o kelimeler ne yapsın?

Bir şirketi paravan yapıp perde arkasından yönlendiren ve madenden kazanılmış çuvallar dolusu parayı nerede istifleyeceğini bilemeyen bir hükümetimiz varmış bizim.

O hükümet ki olayın üstünü kapatmak için ilk gün "ölüm madencinin kaderidir" ve "İngiltere'de de 1862 de madenciler ölmüştü ne var bunda" diyebilmiş bir Başbakana sahiptir.

Hükümetten de, şirketten de istifa edebilen, ortaya çıkıp "biz suçluyuz, özür diliyoruz" diyebilen kimse olmayışına mı yanayım,
Din adamlarını acılı Soma ahalisine telkinle görevli gönderip "hükümete isyan etmek günahtır" dedirten söylemlerine mi kızayım,
Bir madenciye "bu ülkenin başbakanını yuhalarsan işte böyle tokadı yersin" diyen Başbakana mı yazıklanayım,
Öfkesinden ancak Başbakanın arabasını tekmeleyen madenciye, 2 kişi tarafından derdest edilip yere bastırılmışken başına tekmeler atan müşavire mi şaşırayım,

Yoksa yoksa; o tokadı ve tekmeyi yiyen, madenden oğlu-kardeşi kömürleşmiş çıkan, canını yanmaktan zor kurtaran o madencilerin ve kadınlarının hala daha  "Allah Başbakanımızı da Hükümetimizi de başımızdan eksik etmesin" diyebilmelerine mi vahlanayım. 2 kilo erzak mı bunu söyleten, korku mu bilmiyorum.

Yerin 2 km altında aç, sefil, yılda 365 gün durmadan çalışan o madenciler, 4-5 boynu bükük çocuk yapacaklarına, keşke tek bir çocuk yapsalar ama onları onurlu olmayı, dik durmayı öğreterek büyütselerdi. Belki bu aşağılık sömürü düzenine dur diyebilecek nesiller yetişirdi o topraklarda.

Başbakanın, şirket yetkililerinin ve ulemanın bütün can yakan söylediklerinin üzerine ben diyorum ki; bu eziklik, bu biat kültürü, bu zavallılık, bu "başka çarem yok" söylemi Soma faciasından aklımda kalacak en akılalmaz, en can yakan anı olacaktır.

Yanarım yanarım da işte bu kafaya yanarım ben. YAZIKLAR OLSUN.


ve bu fotograf için...
işte böyle birileri ölümüne çalışır, birileri onları sadece seyreder... çalışan bazen zavallı sıska bir at olur, bazen madenci,
seyreden ise bazen madenci olur, bazen patron.
YIKILASI DÜZEN BUDUR İŞTE !






2 Mayıs 2014 Cuma

SAPIKSAVAR :))

Sayın Aile Bakanımız çok önemli bir beyanatta bulundu. Çocuklar, sapıklardan ve tanımadığı insanların tekliflerinden çığlık atmayı bilirlerse kurtulurlarmış. Böyle bir sapık savma yöntemi duymamıştım. Kimsenin niye aklına gelmedi bunca zamandır. Çocuklar kuzu kuzu ne diye elini tutup gitti katillerinin. Niye düşünemedik bunu, yazıklar olsun bize mi demeli acaba.

Biz devletten bu erkek terörünün nedenlerini araştırmasını beklerken, bakınız devlet ne yumurtladı. Çığlık at ey bebek!!  Ve sonra koşarak uzaklaş. Güler misin ağlar mısın. Sen sapıkla böyle mi mücadele edeceksin SAYIN BAKANIM? Trajikomik bir "cemyılmaz" esprisi gibi. Sapıktan koşarak kaçmaya çalışan bir bebek düşünün. Ki; o sapık zaten amcasının oğludur. Çocuk acaba ne diye kaçsın güvendiği bir akrabasından? Amcasından, dayısından, ağabeyinden hatta dilim varmıyor ama özbabasından...

İstatistikler diyor ki sayın Bakanım;  kaçırılıp, tecavüz edilip, işkenceyle öldürülen  BU KÜÇÜK ÇOCUKLARIN HEPSİ, (AMA HEPSİ) TANIDIĞI, GÜVENDİĞİ İNSANLAR TARAFINDAN KATLEDİLİYORLAR. Bu beyanat senin kafanın ürünüyse eğer sayın bakanım, senden memlekete bakan makan olmaz.

Naçizane bendeniz, güzel ülkemin sapığının bunca bol olmasının nedenleri üzerine uzun süredir düşünmekteyim.

Fikrimce bu ülkede yaşayan erkeklerin %90 ının aklı fikri 18 yaşından küçük kız çocuklarındadır zaten. Yurdum erkeğinin topunun fantezisidir "yeniyetme" bir kızla seks yapmak. Gidin güneydoğuya bakın bakalım, kazık kadar adamların kucağına atılan 12-13 yaşındaki kızların halini görün. Bir de giydirip süslüyorlar bu zavallı çocukları. Düğün dernek yapıyorlar köy meydanında. Oysa adına evlilik dedikleri bu sapıklığın, sübyancılığın resmi hiç bir yanı yok. İmamın nikahı bunlar. Düpedüz metres hayatı. Buna nikah demek kadını aşağılamaktır. Dedesi yaşında adamlara para karşılığında satılıyor babaları tarafından.

İşte, devlet bunlara göz yumdukça bu hastalık tüm ülkeye yayıldı. Uzlaşıldı, alıştırıldı. Bu durum erkeklerin işine geldi. Giderek kendilerine hak görmeye başladılar. Üç beş tane kız almaya başladılar. Sıkıldıklarında da töre cinayeti diyerek öldürdüler. Nasılsa ucuz bu çocukların hayatı, iki inektir ederleri.

Fakat gel zaman git zaman, bu sapıklıkta çocuğun yaşı 2 ye 3 e kadar düştü. BEBEKLERE TECAVÜZ EDEBİLEN İNSANLARIN OLDUĞU BİR ÜLKE BURASI HATIRLATAYIM. O adam hala aramızda ve nefes alıyor. Ve o henüz 18 aylıkken tecavüze uğrayan bebek, asla iyileşemeyecek fiziksel ve ruhsal bir sakatlıkla mücadele edecek yaşamı boyunca. Hatırlıyor musunuz O'nu?

Gizem, Mert, Umut ve artık adını hatırlamadığımız diğer çocuklarımız nurlar içinde yatsınlar dilerim. Ama oradan bize bakıyorlar görüyorum, pek de rahat uyumuyorlar eminim.

Hükümet adamlarımıza seslenmek istiyorum. Lütfen diyorum, Allah peygamber aşkına diyorum, bu çocuk evliliklerini en ağır şekilde cezalandırıp bitirmediğiniz sürece, bu sapıklığın ve sübyancılığın sonu gelmeyecek. Bunun nedeninin bu vahşi sözde evlilikler olduğunu görün artık.

Saygılarımla Sayın Bakanım,